Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

FİLM OKUMA PROJESİ DEVAM EDİYOR94 defa okundu

, kategorisinde, 23 Eki 2019 - 17:02 tarihinde yayınlandı
FİLM OKUMA PROJESİ DEVAM EDİYOR

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Osmancık Şubesi Film Okuma Programına Vuslat Saraçoğlu imzalı Borç filmini okuyarak devam ediyor. Film Okuma programının yöneticiliğini Kazım Sekili yaptı. Film iyi biri olmanın temelini güce gösterilen teslimiyet üzerine kurarak güç karşısında teslimiyeti işlemesi bakımından çok ilginç diyerek film okumasına başlayan Kazım Sekili genellikle şu konulara değindi. Borç filmi, küçük bir matbaada çalışan Tufan’ın, yaşlı komşusu, ailesi, patronu ve arkadaşları ile kurduğu ilişkiden yola çıkarak herkesin “ne iyi insan” diyeceği bir karakter anlatısı üzerine temelleniyor. Filmin edilgen karakteri Tufan öncüllerinin aksine sistemin dayattığı şartları onaylayan ve bunu bir alışkanlık halinde yapılması gerekeni yaparak içkin hale getirir. Tufan, küçük bir matbaa dükkanında çalışırken, eşi Mukaddes (Muko) ise tipik bir ev hanımıdır. Küçük kızları Simge ile Eskişehir’de mütevazı bir hayat sürdüren bu ailenin iyilik kavramı üzerinden zamanla değişen duygularını gözlemliyoruz. Hep beraber gittikleri bir misafirlikte Huriye hanımın, herkesin içinde Mukaddes’e “bu çayı biraz aç” tarzında emrivaki konuşması ve bir kaynana gibi davranması Mukaddes’in sinirlerini bozmaya başlar. Burada birebir içerden gelişen kadın çatışmasına tanık oluyoruz. Huriye’nin yemeğinden, kirinden-pasından, banyosundan, ilaçlarından sorumlu, tam bir yeni gelin konumuna düşen Mukaddes için iyiliğin sınırı da böylelikle aşılmış oluyor. Bu durumu kocası Tufan’a şikayet etse de Tufan’ın her defasında “ne yapalım, kadını sokağa mı atalım” tepkisiyle karşılaşan Mukaddes için iyimserlik bir zamandan sonra çekilmez çileye dönüşür. Vuslat Saraçoğlu’nun bir röportajında söylediklerini aslında iyi düşünmeliyiz. Filmde Bu kişi hangi koşullarda iyi? Neden bu kadar çok iyilik yapıyor? Kendini daha çok sevmek için mi iyilik yapıyor? İyilikleri seçilmiş mi yoksa ezberlenmiş iyilikler mi? İyilikleri görünmese yine de onları yapmaya devam eder mi? İyilik yaptığı kişi ona teşekkür etmese ne hisseder? Ortayolcu diye mi kavga etmiyor? Korkak diye mi uyumlu? İyilik yapmaya eğilimli olmak bir insanı adil yapmaya yeter mi? Acaba o fedakârlığı, yüce gönüllülüğü başkalarından çalarak mı sunuyor? O iyiliklerin yükünü kim çekiyor, ondan nemalanan kim oluyor? Bedellerini kim göğüslüyor, kime “Helal olsun” deniyor? diyerek düşünme yolunu açıyor. Daha sonra programa katılanların da katkı sunduğu program iyilik yapmanın erdemini yaşamak ve iyiliği yaymak amacıyla çalışılması temennisiyle son buldu.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ