HİTİT BÜROKON KONGRESİ YAPILDI
Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde bu yıl on altıncısı düzenlenen “Ulusal Büro Yönetimi ve Sekreterlik Kongresi (HİTİT-BÜROKON 2018)” gerçekleştirildi. Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Yerleşkesi Erol Olçok Konferans Salonu’nda düzenlenen HİTİT-BÜROKON 2018’e Rektör Prof. Dr. Reha Metin Alkan, Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Işık, üniversite öğretim elemanları ve Türkiye’nin birçok üniversitesinden gelen akademisyenler katıldı. Rektör Prof. Dr. Reha Metin Alkan: “Meslek Yüksekokulumuz 1976 yılında kurulan Türkiye’nin ilk meslek yüksekokullarından biridir. Bu noktada tarihi bir geçmişe sahip olan bu kampüste böyle anlamlı bir etkinliğin gerçekleştirilmesinden dolayı mutluluk duyuyorum. Görevde bulunduğumuz süre içerisinde meslek yüksekokullarına gereken değerin ve önemin verilmesi için büyük bir çaba sarf ederek, yüksekokullarının mevcut algısının değiştirilmesi için büyük bir çaba gösterdik. Bu noktada gerekli yatırımların yapılması hususunda ilk dikkate aldığımız yerleşkelerden biri, meslek yüksekokulu kampüsü olmuştur bunun nedeni ise mesleki ve teknik eğitime olan inancımızdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapmış olduğu akademik açılış toplantısında YÖK Başkanı’ndan istemiş olduğu ve özellikle üzerinde durduğu nokta; mesleki ve teknik eğitim konusunda Meslek Yüksekokullarına mutlaka gereken ağırlığın verilerek, sektörün ihtiyacı olan ön lisans mezunu öğrencilerin en nitelikli ve donanımlı şekilde yetiştirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması, olmuştur” dedi.
Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü ve MEYOK Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Zekeriya Işık ise: “Bugün ülkemizde 185 üniversitede 970’e ulaşan sayıda meslek yüksekokulu vardır. Meslek Yüksekokullarında öğrenim gören öğrenci sayısı ise bugün 2 buçuk milyonun üzerindedir. Bu rakam yükseköğretimdeki öğrenci sayısının yaklaşık %30’una karşılık gelmektedir. Üniversitelerimizde okuyan öğrenci sayıları açısından değerlendirildiğinde yüksekokulların ülkemizde bu kadar büyük bir paya sahip olması gerçekten üzerinde hassasiyetle ve çok yönlü bir şekilde durulması gereken bir husustur. Her yıl mezun olan öğrencilerin sayısı düşünüldüğünde; ülkemize gerçek anlamda katma değer sağlayabilecek, uygulama pratiklerine sahip, mesleğinin gerektirdiği vasıflara haiz, bilgili, becerikli ve nitelikli öğrencilerin yetiştirilmesi Meslek Yüksekokullarımızın en önemli misyonudur. Ülkemizin 2023, 2053, 2071 hedeflerini dikkate aldığımızda, mesleki eğitimin bir bütün olarak orta öğretimden yükseköğretime kadar hem bugünün hem de gelecekte öngörülen ihtiyaçların göz önünde bulundurularak planlanıp programlandığı yeni bir konsepte ihtiyacımız olduğu açıktır. Meslek Yüksekokullarının gelişmesi ve kalkınması için; Mesleki eğitimin bağımsız üniversitelere dönüştürülmesi; mesleki eğitimin bu alanda kafa yormuş, bilimsel olduğu kadar saha çalışmaları ve uygulama pratikleriyle de uzmanlaşmak suretiyle akademik olarak kariyer sahibi olmuş öğretim elemanlarınca sevk ve idare edildiği bir anlayışın sistematikleştirilmesinin bir zorunluluk olduğu görülmektedir.
Mesleki eğitim okullarında mutlaka eğitim öğretim süresinin en az yarısının iş başı uygulamaları eğitimiyle geçirildiği, yeni, aktif ve dinamik öğrenme süreçlerini ve kazanımlarını içeren eğitim-öğretim sistemleri üretmek mecburiyetinde olduğumuz görülmelidir. Bu bağlamda meslek yüksekokulları arasında hızla yaygınlaşan ve bizzat YÖK tarafından da desteklenen 3+1 İş Yeri Uygulamaları eğitim sisteminin çok önemli bir gelişme olduğu açıkça ortadadır. Yine son dönemlerde yaygınlaşan MEYOK Koordinatörlüklerinin de benzer şekilde resmi bir statüye kavuşturulmasının gerekliliği de ortadadır. Bütün bunların yanında “Mesleki ve Teknik Eğitimle ilgilenen Enstitülerin” kurulması ve işlevselliğinin sağlanması gibi hususlarda da ciddi adımların atılmasına ihtiyacımız olduğu da görülmektedir. Bu hususların dikkate alınarak çözüme kavuşturulması, son on, on beş yılda gösterdiği büyük kalkınma ve gelişme hamleleri içerisinde yer alan Güçlü ve Yeni Türkiye’miz için çözülemeyecek meseleler değildir. Ülkemizin Üniversitelere yapmış olduğu yatırımlar ortadadır. Üniversitelere yapılan yatırımlar aynı zamanda; ülkemizin geleceğine yapılan yatırımlardır. Bu noktada artık üniversiteler olarak büyük bir sorumluluğa sahip olduğumuzun farkına varmamız gerekmektedir. Bugün mesele un, yağ, şekeri bulma değil zaten ziyadesiyle var olan malzemeden en nitelikli, en kaliteli helvayı üretme var etme meselesidir. Bu bağlamda sorumluluk başta Yükseköğretim Kurumu, ilgili Bakanlıklarımız, üniversitelerde görev yapan hocalarımız ve yine başta iş dünyası olmak üzere bu işin bütün paydaşlarını temsil eden kadrolardadır” dedi.